İÇİNDEKİLER

LİSE:4
=> TÜRK BAĞIMSIZLIK SAVAŞI(1919-1922)
=> TÜRK DEVRİMLERİ
=> ATATÜRK İLKELERİ
=> ÇTDT:İSMET İNÖNÜ
=> Bilim ve Teknoloji(20.Yüzyıl)
=> CUMHURBAŞKANLARIMIZ VE BAŞBAKANLARIMIZ
=> TEST-İnkılap Tarihi
=> ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
=> ÇTDT-KRONOLOJİ(DÜNYA)
=> Cepheler(Konu+Test)
=> TEST(ÖSS-Osm)
=> 150’LİKLER
=> 1923-1950 ARASI GELİŞMELER
=> 1950-1960 ARASI GELİŞMELER
=> 1960-1971 Arası Dönem
=> 1971-1980 Arası GELİŞMELER
=> 1980 Sonrası Gelişmeler
=> YORUM
=> ORTADOĞU VE GELİŞMELER
=> Cemiyet-i Akvâm
=> Kıbrıs Barış Harekatı
=> MEHMET ORHAN EFENDİ
=> 2. DÜNYA SAVAŞI
=> Kore Savaşı
=> AET
=> İran-Irak Savaşı(1980-88)
=> Körfez Savaşı(1990-91)
=> Arap-İsrail Savaşları
=> Kısa süreli savaşlar
=> TOPLUM ÇEŞİTLERİ
=> LİBERALİZM
=> BÜYÜK SANAYİ DEVRİMİ
=> 1.ÇTDT / Çalışma soruları
=> sınıf:1-2-3-4/soru-cevap
=> Dış Politika(1923-38)
=> 3.Dünya Ülkeleri
=> 2/soru-cevap
=> RUS DEVRİMİ
LİSE:3
İRFAN GEZER
LİSE:1
LİSE:2
Yeni sayfanın başlığı

ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ

S.)Üçüncü Dünya Ülkeleri kavramının anlamı nedir?

C.)Üçüncü Dünya Ülkeleri kavramı üç aynı anlamda kullanılmaktadır.

a)Gelişmiş Sanayi Ülkeleriyle sosyalist ülkeler dışında kalan ülkeler anlamındaki kullanımdır. Buna göre gelişmişlik düzeyi olarak oldukça geride bulunan ve nüfusları hızla artan, fert başına gelir düzeyleri düşük, iktisadi sıkıntılarla sık sık yüzyüze gelen ülkeler Üçüncü Dünya Ülkeleridir.

b)İkinci bir tanım ise bağlantılar dikkate alınarak yapılmakta ve daha politik bir yak¬laşımla ifade edilmektedir. Buna göre de Üçüncü Dünya Ülkeleri ABD ve Sovyet yörüngesinde olmayan ülkelerdir. Politik eğilimleri, dünyaya bakış tarzları; ABD ve uydularıyla Sovyetler Birliği ve uydularından daha farklı olan ülkeler bu gruba girmektedir.

c)Siyasal sistemi anlatmak için de kullanılmakta ve siyasal rejimi klasik demokrasi olan gelişmiş kapitalist ülkelerle siyasal rejimi Marksist Demokrasi olan gelişmiş sosyalist ülkeler dışında kalan ülkeleri ifade etmektedir. Buna göre de Üçüncü Dünya Ülkeleri, rejimleri, klasik demokrasi ile marksist demokrasi arasında olan askeri diktatörlük ve tek parti yönetimi gibi denemelere sık sık rastlanılan ülkeleri ifade etmektedir.

 

S.)3.Dünya ülkelerinden siyasal bağımsızlığına kavuşanlar  İkinci Dünya Savaşının sona ermesiyle birlikte Asya, Afrika ve Latin Amerika "daki birçok ülke sömürgecilik bağlarını kopara¬bilmekle beraber, siyasal bağımsızlığın ye¬terli olmadığını da anlamış oldu. Bu ülke¬ler, ekonomik bağımsızlıklarını kazanmadıkça, fazla bir şey elde etmiş olmuyorlardı. Sanayileşmiş dünya ile daha eşit ilişki talebinde bulunan gelişmekte olan ülkeler çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır.

 

S.)Bağlantısızlık Politikası nedir?

C.)Bir devletin kendi isteğiyle askeri itti¬faklara girmemesine bağlantısızlık politi¬kası denilmektedir. Bu politikanın ilk orta¬ya çıktığı yer Birleşmiş MilleÜerYür. Ancak ilk örgütleşme girişimi Endonezya'dan gel¬miştir. Endonezya Devlet Başkanı Ali Sast-roamidijajo'nun Ocak 1954'te bağımsız devletlerin bir toplantı yapmalarını öner¬mesi üzerine Mayıs 1954'le Birmanya, Sey¬lan, Hindistan, Pakistan ve Endonezya ara¬sında Seylan'ın başkenti Kolombo'da top¬lanmışlardır. Toplantıda katılımın genişle¬tilmesi görüşülmüş, 18 Nisan 1955'te Ban-dung Konferansının toplanması sağlanmış¬tır. Bu toplantının iki önemli sonucundan biri gelişmekte olan ülkelerin ilk olarak ör¬gütlenmeye başlaması ve ülkelerin çoğun-luğunca bağlantısızlık politikasının benim-senmesi olmuştur. Asya ve Afrika ülkeleri dışında bu gruba Yugoslavya da katılmıştır.

 

S.) "Bağlantısızlık Politikası"nın "gelişmekte olan ülkeler"den  farklı anlamını nedir?

C.). Gelişmekte olan ülkeler grubu deyince ikti¬sadın ağırlığı vurgulanırken, Bağlantısızlar deyince akla daha ziyade askeri meseleler ve bu alandaki sorunlar gelmektedir. Ama ikisi de Üçüncü Dünya'yi ifade etmek üzere kullanılmaktadır.

 

S.)En canlı dönemlerini yaşayan üçüncü dünya ülkeleri hangileridir?

C)Hindistan Nehru'su,Mısır Nasır'ı ,Yugoslavya Tito ile yaşamıştır.

 

S.) Bandung Konferansı’nın önemi nedir?

C.)1955 Nisan'ında Endonezya'da toplanan Asya ve Afrika ülkelerinin kalkınma meselesinin uluslararası ilgiye bağlı olduğunu vurgulamasıdır.

 

S.)1961 Bağlantısız Ülkeler Devlet ve Hükümet Başkanları Birinci Konferansının önemi nedir?

C.)Dünyaya banş ve güvenliği getirmeyi, sömürgeciliği ortadan kaldırmak için mücadele etmeyi ve gelişmiş ülkeleri gelişmekte olan ülke sorunlarıyla ilgilenme ve bu mücedeleye katılmayı temel çağrı olarak sunmuştu.

Bütün bunlardan sonraki toplantılarda da yoğun olarak iktisadi meseleler ağırlık taşımıştır. S.)Üçüncü Dünya Ülkelerinin Temel özellikleri nelerdir?

C.)

1- Politik Hayat olarak istikrarsızlık arzederler. İç politikaları devamlı dalgalanma gösterir, istikrarlı bir politik çizgileri olmadığı gibi ordu ile politika arasında çok yakın

bir ilişki vardır. Geleneksel yapılan hızla değişme gösterdiği için toplum kesimleri arasında bölünme ve çatışmalar yaygındır. Büyük çoğunluğu siyasi bağımsızlıklarını İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kazanmışlardır.

2- Hemen hepsi gelişmekte olan ülkedir. Bu cümleden olarak nüfuslarının büyük kısmı tanm sektöründe bulunmakta, iş gü¬cünün de büyük kısmı bu sektörde istihdam edilmektedir. Buna bağlı olarak tanm sek¬töründe gizli işsizlik çok yaygındır. Bir baş¬ka deyişle bir kısım işgücü lanmdan çekilse bile üretimin azalmasına sebep olunmaz. Yine bu ülkelerde sermayenin yetersizliği emeğin verimliliğini büyük ölçüde etkile¬mektedir. Gelir düzeyinin düşük olması sermaye birikiminin temel nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani dü¬şük gelir, düşük tasarruf düzeyi, düşük yatı¬rım düzeyi ve sonuçta sermaye birikiminin yetersiz olmasıyla sonuçlanmaktadır. Fa¬kirlik fasit dairesi bu ülkelerin en önemli problemidir. Düşük tasarruf, düşük yatırım, düşük gelir, tekrar düşük tasarruf... şeklinde açılamayan bir halka oluşturmaktadır. Sa¬dece gelirin düşük olması değil, fakat ada¬letsiz dağılması ve gittikçe eşitsiz bir dağı¬lım tablosu ortaya koyması, sorunu daha da ağırlaştırmaktadır. Bütün bunlara modern dünya ile, içinde bulunduktan genel yapısal özelliklerinden farklı olarak, haberleşme vasıtalarıyla yoğun ilişkiye girmiş olmaları, yukanda sözünü ettiğimiz politik istikrar¬sızlıklara yol açmaktadır. Dual yapı bütün özellikleriyle toplumsal bünyeye sinmiş vaziyettedir.

3- Nüfus yapısı bakımından da Üçüncü Dünya'nın belirgin özellikleri vardır. Do¬ğum oram çok yüksektir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda nüfus aruşı çok yavaşlamış ve hatta durma noktasına gelmişken Üçüncü Dünya Ülkelerindeki hızlı nüfus artışı Ban ülkelerinin kapılarını zorlamaktadır. Fakat yüksek ölüm oranı ortalama ömrün kısa olması ile birleşince fren unsuru olmaktadır. Gelir düzeyinin düşüklüğü beslenme yetersizliğini getirmekte, sağlık şartlan da iyi olmadığından kitle halinde ölümler ortaya çıkmaktadır. Bu gelişmeyi kırdan kente yo¬ğun göç ağırlaştırmaktadır.

4- Kültürel bakımdan: Üçüncü Dünya ülkelerinde eğitim seviyesi ve okullaşma oranı düşük olduğundan okur-yazar nisbeti de düşüktür. Toplum davranışlanna gele¬nekler hakimdir. Dual yapı burada da ken¬dini göstermektedir. Geleneksel teknoloji yanında modern teknoloji, geleneksel kül-tür yanında dışa açık henüz dengeye ulaş¬mamış modern izm bu ülkelerin belirgin özelliğidir.

5- Uluslararası şirketlerle ilişkileri ve sözkonusu şirketlerin etkileri de bu ülkelern özellikleri arasındadır. Uluslarötesi şirketler, ülkelerin çıkartan hilafına faaliyette bulunmaktan çekinmemektedir. Aşın uzmanlaşmaya sevkettikleri çoğu Üçüncü Dünya ülkelerinde fakirleşerek büyümeye sebep olmaktadırlar. Yönetimler arasındaki tercih beyanlanyla veya beyan anlamına gelen faaliyetleriyle politik problemlere de yol açmaktadırlar.

 

S.) Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) amacı nedir?

C.)Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik problemlerine çare bulmak için Birleşmiş Milletler nezdinde faaliyet gösteren amacı itibariyle ticaretin gelişmesi ödemeler dengesi probleminin çözülmesi, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere hibe veya düşük faizli borç verilmesi gibi temel konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Ne var ki Üçüncü Dünyanın sırtında bugün için bir borç kamburu bulunmaktadır. UNCTAD amacına ulaşamadığı için gelişmekte olan ülkelerin artık pek iyi gözle baktıkları bir kurum olmaktan uzaktır.



'Çalışmadan,Öğrenmeden,Yorulmadan,rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler;evvela haysiyetlerini,sonra hürriyetleri ni ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar… ATATÜRK

=> Willst du auch eine kostenlose Homepage? Dann klicke hier! <=