İÇİNDEKİLER

LİSE:4
LİSE:3
İRFAN GEZER
LİSE:1
=> TEST
=> UYARI:Tarih-9
=> İCATLAR KRONOLOJİSİ
=> TARİH/9.SINIF
=> TARİHİN YARARLANDIĞI BİLİMLER
=> TARİH ÖĞRETİMİNİN YARARLARI
=> TARİHİN KONUSU
=> KARBON 14 METODU
=> TÜRK ADININ ANLAMI
=> ANADOLU'DA İLK UYGARLIKLAR
=> UYARILAR-İslamiyete Öncesi
=> İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ/ UYARILAR
=> ANAYURTTA KURULAN İLK UYGARLIKLAR
=> HUNLARDAN ÖNCEKİ TÜRKLERİN YAŞAYIŞI
=> DİĞER TÜRK DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI
=> TARİH ÇEŞİTLERİ
=> İSLAM TARİHİ / Uyarılar
=> TARİHTE TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİMLER
=> ANADQLUNUN TARİH ÖNCESİ; MERKEZLER VE ÖZELLİKLERİ
=> TARİHİN SINIFLANDIRILMASI(Tasnifi)
=> İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET
=> TARİHİN KULLANDIĞI METODLAR(YÖNTEMLER)
=> ORTA ASYA TÜRK GÖÇLERİ
=> Harita(Anadoul Beylikleri)
=> HİNT UYGARLIĞI
=> ESKİ TÜRKLERDE VE OSMANLILARDA HARİTACILIK
=> İRAN UYGARLIĞI
=> TÜRKİYE TARİHİ / Uyarılar
=> İlk Çağ'da Anadolu Uygarlıkları
=> ESKİ MISIR UYGARLIĞI
=> Tarihi Olaylar İncelenirken Uyulması Gereken Kurallar
=> İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ/ Uyarılar
=> Ege Ve Yunan Uygarlığı
=> DOĞU AKDENİZ UYGARLIKLARI
=> SORU-CEVAP ÇALIŞMASI
=> MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI
=> ORTA ASYA TÜRK MEDENİYETİ
=> ORTA ASYA NERESİDİR?
=> TEST:İSLAM ÖNCESİ TÜRK TARİHİ
=> TARİH BİLİMİNİN GELİŞİMİ VE AŞAMALARI
=> İSLÂMİYETİN DOĞUŞU VE İSLÂM DEVLETÎ
=> TARİHİN İLKELERİ
=> TARİH ÖĞRETİMİNDE AMAÇLAR
=> TARİHİN ÖZELLİKLERİ
=> TARİHİN KAYNAKLARI
=> Anadolu'nun Çevresindeki Uygarlıklar
=> lise:1/çalışma soruları
=> İLK TÜRK DEVLETLERİ
LİSE:2
Yeni sayfanın başlığı
İSLÂMİYETİN DOĞUŞU VE İSLÂM DEVLETÎ
1 HZ MUHAMMED VE ÎSLÂM DÎNÎNÎN YAYILIŞI

Yer yüzündeki kitaplı ve ilâhî dinler olarak nitelendirilen dinlerin sonuncusu İslâmiyet olmuştur Yer yüzünde varlığını sürdüren diğer kitabî dinler ise, Musevîlik ve Hıristiyanlıktır
İslâm dininin doğuş yeri, bu günkü Arap yarımadasının batı bölgesidir Hicaz diye isimlendirilen bu bölgenin en önemli iki merkezi, Mekke ve Medine'dir Çöl ortasında insan yerleşimine elverişli vaha kentleri olan bu şehirler, tarih boyu Arap kültürünün önemli merkezlerinden olmuşlardır Özellikle Kabe denilen dinî mabedin bulunduğu Mekke şehri; sosyal, ekonomik ve kültürel bakımdan da bir merkez durumundaydı, işte bu sebeplerden dolayı Mekke şehri, İslâm dininin de doğuş merkezi olmuştu
Hz Muhammed'in peygamberliğiyle ortaya çıkan İslâmiyet, önce gizliden daha sonra açıkça yayıldı Kısa zamanda kendisine dinamik bir taraftar kitlesi bulan Hz Muhammed, Mekke'de sert bir muhalefet kesimiyle karşılaştı Müslümanların çok ağır hakaretlere maruz kalması sonucunda Hz Muhammed, hareket üssünü 622 yılında Medine'ye taşıdı (Hicret)
Mekke'de sosyal bir gelişme içerisinde olan hareket, Medine'de siyasî bir mahiyet kazandı Arka arkaya kazanılan basanlarla, Medine'deki hareket siyasî bir organizasyon hâline geldi, İslâm dininin paralelinde gelişme gösterip kurulan bu devlet, İslâm Devletiydi Kurucusu ve başkanı da Hz Muhammed idi
Yıllar boyu ticaret ve edebiyatta ileri gitmiş Araplar, devlet kuruculuğunda kendilerini gösterememişlerdi İslâmiyet’le beraber gelen sistemle, bu eksikliklerini gidermişler ve tarihin büyük devletlerinden birini kurmuşlardı
Hz Muhammed döneminde, Mekke'nin fethiyle İslâm Devleti siyasî sınırları içerisinde belirmişti Peygamberin ölümüne kadar da hemen hemen Arap yarımadasına hâkim bir devlet durumuna gelmişti (632)
Hz Muhammed'den sonra sırasıyla Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali halife unvanı ile yeni devletin hükümdarları oldular Onlar bu dönemde, devlet teşkilâtını geliştirirken siyasî sınırlarını da hızla genişlettiler

2 DÖRT HALÎFE DÖNEMİ
Dört Halife Dönemi'nde İslâmiyet, her bakımdan büyük gelişme kaydetti İslâm dini yayılmaya devam etti Müslümanlık, merkez Hicaz olmak üzere başta Arap yarımadasının bütün kabilelerine, daha sonra, bu gün Orta Doğu diye anılan bütün ülkelere yayıldı
VII yüzyıl ortalarında Orta Doğu'da, iki güçlü devlet bulunuyordu Bunlar Anadolu ve Balkanlara hâkim olan Bizans İmparatorluğu ile İran'a hâkim olan Sasanî Devleti idi Yıllar boyu birbirleriyle üstünlük mücadelesi yapan bu iki devletin arasına İslâm Devleti de katıldı Nitekim Sasanî Devleti, 636 - 637 yıllarında İslâm ordularınca ortadan kaldırıldı Bu büyük devletin ortadan kaldırılışı, bir bakıma İslâm Devleti'nin doğusundaki Asya kilidinin açılması demektiİslâm orduları, İran üzerinden Asya'nın geniş coğrafyalarına yöneldiler Maveraünnehir'e hâkim oldular Bu da onların, bu geniş kıtanın büyük milletleriyle karşılaşması sonucunu doğurdu
Batıda Mısır'ın alınışıyla Afrika yolu açıldı İslâm kuvvetleri kısa zamanda Kuzey Afrika’yı Mağrip (batı) denilen Fas'a kadar fethettiler Oradan da İber yarımadasına İspanya) geçen Müslümanlar, yarımadayı Pirene dağlarına kadar aldılar Böylece Arap yarımadasında başlayan dinî-sosyal hareket, kısa zamanda dünyanın en büyük siyasî hareketine dönüştü
İslâm Devleti, doğuda Maveraünnehir'e hâkim olunca Asya'nın kültür sahibi üç büyük toplumuyla karşılaştı Bunlar Hintliler, Türkler ve Çinlilerdi
Hintliler, tarih boyu siyasî ve askerî mücadeleler de etkili olamamışlardı Türkler de, Çinlilerle yapmış oldukları mücadelede gerilemeye başlamışlar ve siyasî bir dağınıklığın içine girmişlerdi
Çinliler ise, askerî ve siyasî açıdan büyük bir gelişmenin içindeydiler Bu şartlar, Asya'da İslâm Devleti - Çin rekabetine sebep oldu Bu rekabetin sonucunda yapılan Talaş Meydan Muharebesi, düğümü çözdü ve Türkleri yakından ilgilendiren büyük sonuçlar doğurdu

3 İSLÂMİYETİN ÖZELLİKLERİ VE YAYILIŞ METOTLARI
İslamiyet, bütün varlıkların tek bir yaratıcısı olduğu inancını getirmişti Yine Hz Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğu, birinci inanç esaslarındandı
İslâm dini, topluma yeni ibadet şartlan ve tepeden tırnağa bir ahlâk düzeni getiriyordu
Bundan başka, toplum içinde zenginlerle fakirler, asillerle köleler arasında bir uyuşma doğuracak temel esaslar ortaya koyuyordu
İnsanlar, farklı yetenek ve özelliklerde olmasına karşılık Allah'ın ve onun ilâhî emirleri karşısında eşit hakka sahiplerdi Bunun yanında İslâmiyet, insanların deri renklerine ve etnik kökenlerine aynı ayarda bakıyordu Dolayısıyla Arapların yanında Farslar (İranlılar), beyazların yanında zenciler, Müslümanlığı kabul etmeye başladılar
İslâmiyet’ten önce Orta Doğu'da doğmuş olan iki kitabî din de dünyada taraftar bulmuştu Bu dinler Musevîlik ve Hıristiyanlıktı
Bunlardan Musevîlik, mensupları tarafından, sadece bir topluma hitap eden esaslara oturtulmuştu Sadece Yahudilere mahsus bir din hâline gelmişti Din, kendine inananları diğer insanlar nezdinde üstün görüyor, bir nevi imtiyaz tanıyordu Bu yüzden Yahudiler dışında Musevîlik dinini çok az insan kabul etti
Hıristiyanlık ise, dinin peygamberi Hz İsa’dan sonra ona inanan 12 havarisi tarafından yayıldı Tabiî bu durumda, dinin esasları asıl şeklinde kalmadı Hıristiyanlık, insanlar arasında etnik farklılık gözetmediği için Musevîliğe göre büyük taraftar kazandı Özellikle Avrupa kıtasında yayılma imkânı buldu Fakat bu din de, insanlar arasındaki sosyal farklılıkları silemedi Asiller sınıfının imtiyazlı ve ayrıcalıklı durumu devam etti Üstelik Hıristiyanlık dinini temsil eden ve anlatan din adamları da, ruhban kesimi olarak toplumun üstün sayılan bir parçası durumunda ortaya çıktılar Asillerin yanında rahipler de imtiyazlı sınıfların yanında yer aldılar
İslâm dini, bütün bu ayrıcalıkları hiçbir kesime tanımadı Dolayısıyla, ilk iki dine göre daha avantajlı yayılma imkânı buldu İslâmiyet; hem kurallarının öteki iki dine göre farklı oluşu, hem de yayılmasında uygulanan metottan bakımından toplumlara sempatik geldi
İlk yayılma yıllarında, insanlara davet ve ikna metodu kullanıldı, İslâm Devleti kurulduktan sonra bu davetler siyasî olarak da yapıldı Dört Halife döneminde, çeşitli toplumlar üzerinde kurulan hâkimiyetlerden sonra İslâm yönetimini kabul edenlere herhangi bir zorlama yapılmadı Müslüman olmayanlar, devletin koyduğu belli kurallara uymak ve vergi vermek karşılığında normal tebaa kabul edildiler İslâm Devleti'nde bulunan herkesin, devletçe can ve mal emniyeti sağlandı
Bunun yanında Dört Halife dönemi sonrası gelen Emevîler, iktidarlarında (661 - 750) Arap olmayanlara iyi davranmadılar Onlara köle nazarıyla baktılar İslâmiyet’in kuralları dışına taşarak, haksız vergi aldılar
Emevilerin, Türklerle olan münasebetleri de iyi gelişme göstermedi 705 yılından itibaren Emevî orduları, Türk illerine zorla girmek istediler Türkler kendilerini savundular Semerkant'a giren Emevîler, burada çok sayıda Türkü öldürdüler Benzeri sert hareketler diğer Türk şehirlerinde de oldu Bütün bunlara karşı Türkler, kahramanca karşı koydular Zorla, Emevî hâkimiyetine ve İslâmiyet’e girmediler Emevilerin bu türden hareketleri sonlarını hazırladı Muhalifler birleşerek Emevîleri iktidardan indirdiler Onların yerine halifeliği Abbasoğullarına teslim ettiler,
Abbasîler döneminde İslâmiyet’in Dört Halife devrindeki metotlara dönüldü Arap ve Müslüman olmayan toplumlara daha yumuşak bir tavır sergilendi Abbasîler döneminin başlangıcında (750), İslâm dünyası içerde ve dışarıda rahat bir devre geçirdi
Bu devrede, Abbasilerle Türkler arasında çok iyi ilişkiler kuruldu Türklere, devlet işlerinde görevler verildi Türkler özellikle orduda kilit mevkilere getirildiler Dışarıda da çok iyi siyasî ilişkiler kuruldu, Bütün bu gelişmeler Türklerin topluca Müslüman olmasına kadar devam etti



'Çalışmadan,Öğrenmeden,Yorulmadan,rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler;evvela haysiyetlerini,sonra hürriyetleri ni ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar… ATATÜRK

=> Willst du auch eine kostenlose Homepage? Dann klicke hier! <=